İçeriği Paylaş

7-8 Temmuz 2026 tarihleri arasında Ankara’da düzenlenen NATO magazinsel boyutunun çok ötesinde öneme sahip olan bazı mevzular ne yazık ki buğulu camlar ardında kalmış gibi hissediliyor. Buğuları biraz silip camların ardındakileri görmek adına yakın zamanda neler olup bitti ve durum itibariyle fırsat ve tehditler nelerdir biraz irdelemek gerekiyor gibi.

Bildirinin Satır Arasında Palantir Detayı

Zirve sonrasında yayınlanan bildirinin satır arasındaki en önemli detay 3. maddede yer alıyor. Maddede yer alıyor ibarede “Birlikte çalışabilir bir transatlantik savaş bulutu geliştiriyor ve güçlü yapay zeka modellerini benimsiyoruz.” ifadesi yer alıyor.¹

Bu maddede belirtilen şekilde müşterek bir bulut sistemi üzerinden tüm nato müttefiklerinin sistemlerinin kontrol edilebileceği bir sistem neden tehlike arz edebilir? Bu sorunun cevabı NATO’nun Palantir firması ile sağladığı anlaşmalarda yatıyor. 25 Mart 2025’te NATO İletişim ve Bilgi Ajansı’nın (NCIA) resmi internet sitesinde yayınlanan haberde Palantir firması ile, NATO’nun Müttefik Komutanlık Operasyonları (ACO) bünyesinde kullanılmak üzere Maven Akıllı Sistemlerin satın alımını tamamlayarak NATO’nun savaş kabiliyetlerinin modernizasyonunda önemli bir ilerleme kaydedildiği belirtiliyor.²

Şimdi tekrar dönelim Ankara zirvesinden sonra yayınlanan bültendeki transatlantik savaş bulutuna. Maddede silahlı kuvvetlerimizi konuşlandırma, etkinleştirme ve sürdürme yeteneğimize ve derin hassas vuruş, entegre hava ve füze savunması, insansız sistemler, en son teknolojiler ve istihbarat yetenekleri de dahil olmak üzere tüm alanlarda yetenek hedeflerimizi gerçekleştirme yeteneğimize yatırım yapıyoruz deniyor. Peki bu Palantir Gazze savaşında da benzer hizmetileri sağlamamış mıydı? Yani İsrail ordusunun Gazze’de yürüttüğü askeri operasyonlarda “Gotham” ve “AIP” sistemleriyle aktif veri analizi ve hedefleme desteği sağlayarak, drone görüntülerini, uydu verilerini ve iletişim sinyallerini işleyerek masumlara yönelik anlık hedef haritaları oluşturma konusunda Netanyahu katiline yardım etmemiş miydi? Ya da insan hakları örgütleri tarafından aynı yazılımın ABD tarafından göçmen ailelerin yerlerinin tespiti için kullanılması uygunsuz bulunmuyor muydu? Evet her durumda kullanılıyordu ama Palantir‘in kurucusu Peter Thiel, bu işbirliklerinin Avrupa’nın birçok ülkesinde uzun yıllardır süren ortaklıklarına zarar vermesini beklemiyordu belki de.

Avrupa’nın Palantir Tepkisine Nato Kalkanı Mı?

Süreç içerisinde İsrail ortaklığının doğurduğu tedirginliklerin Palantir’in Avrupa cephesini olumsuz etkilemeye başlaması ile beraber Almanya, Fransa, Hollanda, Danimarka gibi üye ülkelerin Palantir ile olan ortaklarını sorgulamaya ve Avrupa merkezli yazılım firmalarına yönelmeye başladığı haberleri bir süredir basında yer alıyor. Bu durumun Palantir cephesinde yarattığı tedirginlik konuşulurken o sırada NATO’nun SHAPE olarak bilinen Avrupa Müttefik Kuvvetleri Yüksek Karargahının 30 Haziran 2026 tarihli bülteninde; NATO’nun Palantir’den alınan yapay zeka destekli askeri platformu olan Maven Akıllı Sisteminin (NATO MSS), 22 Haziran 2026 itibarıyla “Tam Teknik Operasyonel Kapasite” seviyesine ulaştığı ve bu adımın, NATO’nun dijital dönüşümünde çok önemli bir kilometre taşı olduğunu belirten ifadelere yer verildi .³

Elbette Ankara zirvesinden hemen önce yayınlanan bu ifadeler ve birçok savunma unsuruna ait verilerin entegre bir biçimde yönetilebileceği transatlantik savaş bulutuna ait karar maddeleri arasındaki bağlantıyı fark edip, Avrupa NATO üzerinden Palantir’e ikna edilmeye mi çalışılıyor diye tedirgin olmamak pek mümkün değil ne yazık ki. Hatta tam bu noktada Palantir’in sahibi Peter Thiel’in ezoterik ve karanlık düşünceler üzerine politikalarını yürüten ve bu düşünceler doğrultusunda gerektiğinde kural tanımaz olmak gerektiğine inanan bir grubun en önemli temsilcisi olduğunu da hatırlatmak gerekiyor.

Nato Savunma Anlaşmaları Kapsamında Türkiye’nin Reelpolitik ve İlkesel Duruşunun Önemi

2025 yılında yayınlanan ABD Ulusal Güvenlik Strateji Belgesi ve Avrupa’daki nüfus, ekonomi ve enerji konularındaki olumsuz gelecek senaryoları neticesinde Avrupa’nın kendini garantiye alma refleksi ile beraber Türkiye’ye olan ihtiyacı artarken, aynı zamanda Türkiye, bölgesel çıkarları nedeniyle ABD’nin de bu bölgede sıkı müttefik olarak iyi ilişkiler sürdürmeyi arzuladığı bir ülke konumunda görünüyor.

Fakat  aklımızın, zihnimizin her türlü manipülasyona maruz kaldığı bir ortamda sırtımızın sıvazlanıp çıkarlarımıza ve mazlumların saf duygularına göz dikilmesi pek muhtemeldir.  Öyle ki NATO Bilim ve Teknoloji Örgütü tarafından 19 Aralık 2025 yayınlanan “Bilişsel Savaş” (Cognitive Warfare) isimli raporda Bilişsel Savaş biçiminin, düşmanların artık geniş kitleleri hedef alabilecek teknolojilere erişebilmesi nedeniyle yeniden ortaya çıktığından bahsediliyor. Üstelik ne enteresan ki raporda MÖ 500’de Wu Devleti’nde yaşamış Çinli askeri general ve stratejist Sun Tzu‘nun Savaş Sanatı isimli eserinde yer alan şu sözlerine yer veriliyor: 

“Düşmanı ve kendini tanıyorsan, yüz savaşın sonucundan korkmana gerek yok. Kendini tanıyor ama düşmanı tanımıyorsan, kazandığın her zafer için bir de yenilgiye uğrayacaksın. Ne düşmanı ne de kendini tanımıyorsan, her savaşta yenileceksin. Bütün sır, düşmanı şaşırtmakta, gerçek niyetimizi anlamasını engellemekte yatıyor.”

NATO bilişsel savaşı her ne kadar kendisine tehdit olarak yorumlasa da, aynı zamanda Palantir gibi firmalarla koşulsuz anlaşma sağlayabiliyor olması sebebiyle kendisi de üyesi olan ya da olmayan tüm ülkeler için potansiyel bir tehdit durumundadır. 

Bu durumda önümüzdeki süreçte Türkiye’nin dış politikadaki dengeleri iyi yönetebilmesi zor olacağı kadar tarihi fırsatlar da doğurabilecektir. Avrupa’nın ihtiyaçları doğrultusunda savunma sanayi kapasitesini doğru kullanarak ekonomik refahını güçlendirirken, diplomatik atılımlarla bölgesel güvenliğini de garanti altına alarak bölgesel güç olma statüsünü sağlamlaştırabilecektir. Fakat elbette Türkiye’ye yakışan bu reelpolitik duruşa ek olarak İlkesel Politikalar da ortaya koyarak barışın gücü olma yolunda da kararlı diplomasi yürütmesi ve Peter Thiel ve benzeri sapkın düşünceleri barındıran teknoloji elitlerine sahayı bırakmamak adına; verileri toplama, anlamlandırma ve analiz etme kapasitesini de üst seviyeye çıkararak bu alanda da söz sahibiyim ey mazlumlar bana güvenin demesidir. Zira Türk’ün beklenen kimliğine yakışan da budur.

 

Faydalanılan Kaynaklar:
1.https://www.nato.int/en/about-us/official-texts-and-resources/official-texts/2026/07/08/the-ankara-summit-declaration
2.https://www.ncia.nato.int/newsroom/news/nato-acquires-aienabled-warfighting-system
3.https://shape.nato.int/news-releases/Maven-System-achieves-full-capability
4.https://www.sto.nato.int/document/cognitive-warfare/
Visited 79 times, 37 visit(s) today
İçeriği Paylaş

Last modified: 15/07/2026

Close